Oca 09

NEDİR:
Trans yağ asitleri, sıvı bitki yağların hidrojen bulunan bir ortamda ısıtılmasıyla elde edilir. Bu süreç, hidrojenleme olarak bilinir. Yağ ne kadar hidrojene ise oda sıcaklığında o kadar katı olur.

Trans yağların çoğu ticari hazır fırın ürünlerinde, margarinlerde, ayakta atıştırılan yiyeceklerde ve işlenmiş yiyeceklerde bulunur. Ticari kızartma besinler, meselâ kızarmış patates bol trans yağ taşır.

NEDEN TERCİH EDİLİYOR:
Çünkü trans yağlar raf ömrünü uzatıyor, maliyeti düşürüyor ve kızartma yağlarının tekrar kullanılabilmesini sağlıyor. Amerikan Gıda ve Sağlık Dairesi FDA’in 1999’da yaptığı bir araştırma piyasadaki krakerlerin tamamında, kurabiyelerin yüzde 95’inde ve donmuş ürünlerin yüzde 80’inde hidrojenize edilmiş yağ kullanıldığını gösterdi.

ZARARLARI:
Trans yağlar, kolesterol düzeyleri bakımından doymuş yağlardan kötüdür; çünkü bunlar kötü kolesterolü yükseltmekle kalmaz, iyi kolesterolü de düşürürler.

ABD’nin Boston Harvard Kamu Sağlığı Okulu’ndan Dr. Frank B. Hu, yaptıkları çalışmanın, kanlarındaki trans yağ seviyesi yüksek olan kadınların olmayanlara göre kalp krizi geçirme riskinin üç kat fazla olduğunu ortaya çıkardığını söyledi. İnsan vücudunun trans yağ üretmediğine ve bu yağların kaynağının sadece alınan besinler olduğuna dikkati çekti. (Kaynak: ntvmsnbc.com)

Hidrojen yapısı değiştirilerek üretilen trans yağlar vücutta hiçbir işe yaramıyor! Trans yağlar, en küçük yapılı yağ çeşidi olduğu için damara anında yapışıyor ve kana kolesterol enjekte etmişsiniz gibi bir etki yaratıyor. Kötü kolesterol seviyesini yüzde 73 artırıyor. Trans yağlar kansere de davetiye çıkarıyor. Obezite riskini 5’e katlıyor. (Kaynak: gazetevatan.com)

NASIL BULURUZ:
Baş edilmesi en zor olanlar trans yağlar. Çünkü bunlar her zaman besin değerleri etiketinde görünmüyor ve çok çeşitli besin tiplerinin içinde gizleniyor. Tıp Enstitüsü’nün, trans yağların zararsız sayılabilecek bir dozunun bulunmadığına dair raporu çıktıktan sonra FDA, besin etiketlerinde trans yağların da belirtilmesini zorunlu kıldı. Ama trans yağların etiketlerde bulunmasına daha birkaç yıl var. Bir besinin trans yağ ihtiva edip etmediğini belirlemek için içindekiler listesinde “hidrojene yağ” ifadesini arayın. Listede bu ifade ne kadar önde ise, yiyecekte o kadar çok trans yağ var demektir.

FAST FOOD???
Yüksek trans yağ içeren kızartma yağları ucuz! Birçok restoran tasarruf için yarı hidrojenize edilmiş yağ kullanarak defalarca kızartma yapabiliyor.
Araştırma sonuçlarına göre, New York’ta bir büyük patates kızartması ve chicken nugget’tan oluşan mönüde 10.2, İspanya, Rusya ve Çek Cumhuriyeti’ndeyse 3 gr. trans yağ bulunmuş. (Kaynak: Ap. Radikal gazetesi)

AZALTMAK İÇİN İPUÇLARI:
. Sıvı bitki yağlarını veya kap içinde satılan yumuşak (”kolay sürülen”) margarinleri seçin. Bunlarda trans yağ yoktur veya azdır.
. Ticari fırınlanmış ürünleri, bisküvi, hazır kek gibi ürünleri, işlenmiş yiyecekleri ve “fast food” tipi yiyecekleri azaltın.
. Hidrojene veya kısmen hidrojene yağdan kurtulamıyorsanız, içindekiler listesinde bu yağların en sonlarda yer aldığı ürünleri tercih edin.

Oca 09

GAZİANTEP - Günümüzde özellikle plastik, naylon, polyester ve PVC gibi maddelerin üretilmesinde etkin rol oynayan ve dünyada 3 milyon ton civarında üretilen ”Bisfenol A”nın, insanda şişmanlığa yol açan metabolik bozuklukların nedeni olabileceği belirtildi.

14-06-2009, Pazar

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, Bisfenol A’nın zararsız gibi görünen kadınlık hormonuna çok benzer (ksenöstrojen) sentetik bir yapıya sahip olduğunu, bu kimyasalın özellikle plastik sanayisinde yer aldığını, ayrıca diş protezi ve kaplamasında, biberonda, berrak plastik mutfak gereçlerinde kullanıldığına dikkati çekti.

Son yıllarda yapılan araştırmaların Bisfenol A gibi kimyasalların insan ve hayvanlarda hormon sistemine ciddi zararlar verdiğinin bilindiğini, hormonların bozulmasının yalnızca üremeyi değil, vücut gelişimini ve davranışları da etkilediğini anlatan Yılmaz şöyle konuştu:

“ABD Cincinnati Üniversitesi araştırmacıları 2009 yılı mayıs ayında yayınladıkları çalışmada, Bisfenol A’nın insanda şişmanlığa yol açan metabolik bozuklukların nedeni olabileceğini gösterdiler. Yağ dokusundan faydalı bir hormon olan Adinopektin salgısını azaltıp aksine, zararlı iltihabi olaylara yol açan intelökin-6 ve TNF alfa adlı zararlı moleküllerin kandaki düzeyini artırdığını gösterdiler. Kısacası Bisfenol A çağımızın salgını olan Metabolik Sendromun nedeni olabileceğini iddia ettiler. Bu konudaki başka kanıtlarda yine aynı üniversiteden geldi. Bisfenol A’nın meme ve prostat kanserinin tedavisini engellediğini bu yıl yayınlanan çalışmalarda gösterdiler…”

Oca 09

GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer’e göre ekmeğe katkı maddelerinin konulma sebebi şöyle; “Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek .”

İŞTE O MADDELER

E170 kalsiyum karbonat

Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.

E 471-E477 Mono

Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir. nE 280 propiyonik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır.

E 200 sorbik asit

Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir.

E420 sorbitol

Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.

E422 gliserin

Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir.

E920 Sistain

Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir. nE924 potasyum bromat: Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.

E928 benzoil peroksit

Unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır. Büyüközer, “Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır.

Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır” şeklinde konuştu.

Peki ne yapacağız?

Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, “Peki ne yapacağız?” sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: “Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise “etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte ‘katkısız’ ifadesi kullanılır” şeklinde bir düzenleme getirildi. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünki maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.

BEYAZ EKMEĞİ KALDIRIN

Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru.”

Oca 09

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ BAŞKANI PROF DR .ERKAN TOPUZ TARAFINDAN DİLE GETİRİLEN YAPILACAK VE YAPILMAYACAKLAR LİSTESİ :

1. GÜNDE EN AZ 6-7 SAAT KARANLIK ODADA UYUMAK GEREKİR.
2. HAFTADA EN AZ 6 GÜN ERKEN YAT ERKEN KALK
3. ELEKTRONİK ARAÇLARDAN UZAK DUR KULANMADIĞINIZ ZAMAN AÇIK VE YANINIZDA TUTMAYINIZ.
4. BİLGİSAYARINI AÇIK TUTMA
5. TELEFONDA KISA KONUŞ
6. CEP TELEFONU İLE KONUŞMAN 30 SANİYEYİ GEÇMESİN
7. ŞAMPUANLAR VE DUŞ JELLERİ KANSEROJEN. VÜCUDUNUZU SABUNLA TEMİZLEYİN VE BOL BOL DURULANIN
8. ZAMAN ZAMAN YALIN AYAK TOPRAKTA YÜRÜYÜN
9. GİYDİĞİNİZ TERLİĞİN LASTİK- PLASTİK OLMAMASINA DİKKAT EDİN
10. GECE UYURKEN ODADAKİ TELEVİZYONU BİLGİSAYARI VS FİŞTEN ÇEKİN VEYA ANA DÜĞMESİNDEN KAPATIN
11. CEP TELEFONUNUZU GECE UYURKEN YATTIGINIZ ODADA BULUNDURMAYIN
12. HAFTADA 4 KEZ BALIK YE VE BALIK ÇORBASI İÇ BALIĞIN KILÇIĞI KANSER ÖNLEYİCİDİR. MÜMKÜNSE BALIĞI KILÇIĞI İLE YE
13. ZERDAÇAL (KÖRİ) Yİ BOL BOL KULLAN SALATALARINA EK, ÇORBANA KÖFTENE KOY VS
14. GÜNDE İKİ BARDAK DOMATES SUYU İÇ
15. KEPEK EKMEĞİ VE EKMEĞİN KABUĞUNU YE BELEDİYE EKMEĞİ GENÇLER İÇİN İYİ
16. TUZ KULANMAK İSTİYORSAN KAYA TUZU KULLAN
17. ZEYTİNYAĞI FAYDALI SABAH KAHVALTISINDA BİR ÇORBA KAŞIĞI ZEYTİNYAĞININ İÇİNE KEKİK, NANE, KÖRİ, KOYUP YE
18. ESMER PİRİNÇ TÜKET
19. ZEYTİN ÇOK YARARLI BOL BOL TÜKET
20. YAĞSIZ PEYNİR VE KEÇİ PEYNİRİ YE
21. HAFTADA EN ÇOK İKİ KEZ KIRMIZI ET YE
22. ÇAY ÖNERİSİ-YEŞİL ÇAY+BÖĞÜRTLEN+ISIRGAN+LİMON KABUĞU NU KARIŞTIR KAYNAT GÜNDE İKİ KUPA İÇ DİKKAT BUNU İLAÇ ALMAYAN İNSANLAR İÇEBİLİR
23. EĞER HİÇ BİR İLAÇ İÇMİYORSANIZ VEYA İLAÇTAN 6 SAAT SONRA BİR SU BARDAĞI GREYFURT SUYU İÇİN
24. BİTKİSEL OTLARI ALIRKEN İNTERNETTEN ALIŞVERİŞ YAPMAYIN-TARIM BAKANLIĞI ONAYI OLANLARI ECZANELERDEN ALIN
25. SENTETİK YASTIK YORGAN KULLANMAYIN PAMUIK YORGAN YASTIK DAHA SAĞLIKLI
26. ÖZELLİKLE BEYAZ İÇ ÇAMAŞIRLARINIZI KAYNATMADAN GİYMEYİN ÇÜNKÜ BEYAZLATICI MADDE KANSEROJEN BİR MADDEDİR
27. MUTFAKTA TEFLON BULUNDURMAYIN CAM-ÇELİK-PORSELEN KAPLARDA PİŞİRİN
28. SENTETİK MALZEME İÇEREN HALI KULANMAYIN
29. AYAKKABI İLE EVDE DOLAŞMAYIN
30. ORGANIK ÜRÜNLER TÜKETİN EN AZINDA SEBZE MEYVEYİ MEVSİMİNDE TÜKETİN
31. FASTFOOD KANSEROJENDİR
32. ACI BİBER KANSERE ÇAREDİR
33. HAFTADA EN AZ BİR KÖY YUMURTASI TÜKETİN VE ÖZELLİKLEDE BEYAZINI DAHA ÇOK TÜKETİN
34. ELMA SİRKESİ MERTABOLİZMAYI HIZLANDIRIR GÜNDE BİR TATLI KAŞIĞI İÇİN
( kadınlarda kemik erimesine sebep oluyor. dikkat edin)
35. HER SABAH AÇ KARINA BARDAK ILIK SU TÜKETİN
36. KURU ERİK, BÖĞÜRTLEN, ÇİLEK TÜKETİN
37. HAVUZLARDA KULLANILAN KLOR KANSEROJENDİR EĞER GİRERSENİZ DE HEMEN DUŞ ALIN
38. İÇME SUYU-İSTANBULDA ŞU ANDA BELEDİYENİN SUYU İÇİLEBİLİR EĞER SATIN ALIYORSANIZ 3 AYDA BİR MARKASINI DEĞİŞTİRİN
39. KIZARTMA YEMEYİN HAŞLAMA BUĞULAMA YENMELİDİR
40. MİKRO DALGADA FAZLA ISITMA
41. YANMIŞ YİYECEKLER KANSEROJENDİR
42. DİŞ FIRÇALARKEN KURU FIRÇAYA MACUNU KOY FIRÇALA SONRA DURULA
43. KURU TEMİZLEME KANSEROJENDİR
44. DOMATES ORGANİKSE VEYA MEVSİMİNDE KANSER ÖNLEYİCİDİR
45. ELMAYI KABUĞU İLE YE
46. SEBZEYİ MEYVEYİ ÖNCE ELMA SİRKELİ SUDA 20 DAKİKA BEKLET SONRA DURULA YE VEYA KULLAN
47. BROKOLİ, KARNIBAHAR, ISPANAK, LAHANA. KIRMIZI TURP, KARA TURP, HAVUÇ, MAYDANOZ, REZENE, TERE TÜKET
48. EN YEŞİL, EN KIRMIZI, EN SARI OLAN YİYECEKLERİ YE
49. YEŞİL ÇAYI GÜNDÜZ TÜKET
50. KARA ÜZÜM, KARADUT, BÖGÜRTLEN ŞURUBU, ANANAS TÜKET
51. ÇİN ÜRETİMİ HİÇ BİR ŞEY KULLANMA ŞU ANDA MADE İN CHİNA YERİNE PRC (PEOPLE REPUBLİC OF CHİNA) YAZIYORLAR DİKKATLI OL.
52. SÜT YERİNE AYRAN VE YOĞURT TÜKET ÇÜNKÜ SÜTE HAYVANIN GÜBRELİ YEDİĞİ OTLARIN KALINTILARI KARIŞABİLİYOR
53. FINDIK, FISTIK, CEVİZ KABUKLU AL KIR ÖYLE GÜNLÜK BİRAZ TÜKET
54. MEVSİMİNDE ÇEKİRDEKLİ KARPUZ ÇOK FAYDALI
55. ŞARABA BÖCEK İLACI KARIŞIYOR O NEDENLE KANSEROJEN, BİRA KOLON KANSERİNİ ARTIRIYOR, BUNLAR YERİNE KARA ÜZÜM YE
56. MEYVE SUYU YERİNE TAZE MEYVE TÜKET MEYVE SUYU ŞİŞMANLATIYOR
57. HAREKETLİ HAYATI TERCİH ET
58. OKSİJENLİ ORTAMDA GÜNDE EN AZ YARIM SAAT 45 DAKİKA YÜRÜ
59. SİGARA İÇİYORSANIZ YÜZDE 85 VEYA 90 AKCİGER KANSERİ OLACAKSINIZ VE KALP KRİZİ GEÇİRECEKSİNİZ DEMEKTİR.
SIGARAYI BIRAKINCA VÜCÜT 10 YILDA YENİLENEBİLİYOR. HEMEN SİGARAYI BIRAKIN. BIRAKINCA KIRMIZI OLAN ÜRÜNLERİ TÜKETİN MEYAN KÖKÜ VE KARA MEŞENİN KABUĞUNU EZİP
TOZ OLARAK ALIN BU VÜCÜDUN DAHA KOLAY TEMİZLENMESİNİ SAĞLIYOR . 2015 YILINDA 9 MİLYON KİŞİ AKCİĞER KANSERİ OLACAK. YİRMİ SANİYEDE BİR KİŞİ AKCİĞER KANSERİ
OLUYOR.
60. AKCİGER KANSERİ BELİRTİLERİ OMUZ AĞRILARI, YÜKSEK ATEŞ, ÖKSÜRÜK VE KANLI BALGAMDAN ANLAŞILIR.
61. STRESTEN UZAK DURUN KANSERİ TETİKLİYOR: YOĞA, MEDİTASYON, NAMAZ STRESE IYI GELİYOR
62. TANRIYA INAN, DOKTORA INAN, AİLE SEVGİSİNE BAĞLILIK GÖSTER Kİ STRESİN ETKİLERİNİ MEN ET
63. ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ VE KETEN TOHUMU GÜNDE BİR TATLI KAŞIĞI TÜKET
64. GÜNDE BİR SU BARDAĞI AKŞAMLARI KEFİR TÜKET GÜNDE BİR KEZ BÜYÜK APDESTE ÇIKILMASI GEREKİR EĞER OLMUYORSA İLERDE KOLON KANSERİ OLMA OLASILIĞI YÜKSEKTİR.
BUNA DİKKAT ET
65. MENAPOZDAKİ KADINLARIN VÜCUDUNDA ÖDEM OLUR BUNU ATMAK İÇİN KİRAZIN SAPI+MISIR PÜSKÜLÜ+MAYDONEZ SAPI KÖKÜ+DEFNE YAPRAĞINI 5 DAKİKA SICAK SUDA BEKLET
İÇ GÜNDE EN ÇOK İKİ KUPA OLARAK BU BİRİKEN ÖDEMİ ATIYOR
66. BEYAZ UN BEYAZ ŞEKER VE TUZDAN UZAK DUR
67.HALSİZ HİSSEDİYORSANIZ GÜNDE BİRER ADET B VE C VİTAMİNİ AL
68. KANSER HASTALARI DOKTORUNA DANIŞMADAN HİÇ BİR BİTKİSEL OT KULLANMAMALIDIR. İLAÇ İÇİYORSA ASLA OT KULANMAMALIDIR.
69. BÜTÜN PETROL ÜRÜNLERİ KANSEROJEN. ŞEYTANIN DIŞKISI OLARAKADLANDIRILIYOR. KULANDIĞINIZ HER ŞEYİN PETROL ÜRÜNÜNDEN YAPILIP YAPILMADIĞINI SORGULAYIN

Oca 09
EBU CEHİL KARPUZU: Hemoroitte,bağırsak spazmında,koli basili olanlarda kullanılmaz.Bitki zehirlidir.
EĞRELTİOTU:Doz aşımı kullanılımı anemili hastalara,böbrek ve karaciğer hastalarına zararlıdır.Baş ağrısı,bulantı,kusma,ishal,bağırsaklarda kramp,sarılık,albüminiri yapar.Daha ağır vakalarda refleks zayıflar,çift görme sürekli körlük yapabilir.
EĞİR KÖKÜ: Önerilen dozajlara sadık kalınarak 3-4 haftalık kürler halinde kullanıldığında, bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Sürekli kullanılmamalıdır. Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur
ECHİNACEA: Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Aşırı dozajlar mide bulantısına yol açabilir.
FESLEĞEN:Doz aşımı bulantı yapar.Fesleğenin bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur, ama bitkinin eterli yağı içten kullanılmaz
FRENK KİMYONU:Hamileler kullanamaz.
FUKARAOTU:Doz aşımı baygınlık,salya çoğalması,şuur kaybı,,kanlı ishal,böbrek ve aşırı aybaşı kanamasına sebep olur.
GERÇEK ÇUHAÇİÇEĞİ:Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Çok ender olmakla birlikte, primelalerji sıkıntısı çekenlerde alerjik tepkilere yol açabilir.
GİLABURU AĞACI:Aspirine alerjisi olanlarda alerjik tepkilere yol açabilir. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
GİNSENG:Doz aşımı zararlıdır.Yüksek tansiyon,ödem,sinirlilik,uykusuzluk,ishal,deri döküntüzü yapar.Hamileler kullanamaz.12 yaşından küçük çocukalara verilmez.Sürekli 6 haftadan fazla kullanılamaz.
GÖZOTU:Fazla yenildiğinde zehirlenme yapabilir.
GÜMÜŞ DÜĞME:Hamileler kullanamaz.12 yaşından küçük çocuklara verilemez.
GÜNEŞ GÜLÜ:Doz aşımı zehirleme yapabilir.
GÜNLÜK:Çok yenildiğinde ciltte alaca hastalığına sebep olabilir.(Bir kaynakta da cüzzama yakalanmaya sebep olur yazmaktadır)
GÜVERCİNOTU:Hamileler kullanamaz.
GÜZ ÇİĞDEMİ:Böbrek yetersizliği olanlar kullanamaz.Aşırı doz öldürücüdür.
GÜZEL AVRATOTU:Güzelavratotu çok zehirli bir bitkidir! Bitki doğrudan kullanılmamalıdır. Zehirlenme belirtileri: Gözbebeklerinin genişlemesi, ağızda ve boğazda kuruluk, yutkunma zorlukları, susuzluk, kusma, baş ağrısı ve baş dönmesi. 3-15 saat sonraki ölüme kadar, saplantılar ve çılgınca davranışlar!.Göz tansiyonu olanlar için zararlıdır.
HARDAL:Asabi mizaçlı kimselerde,yüksek tansiyon hastaları,cilt hastalığı,damar sertliği olanlar,ülserli ve midesi hassas olanlar,karaciğer hastalığı olanlar kullanmamalıdır.
HASEKİ KÜSPESİ:Doz aşımı zehirlenme yapabilir.
HAYIT TOHUMU:Tohumundan günde 8 gr.dan fazlası baş ağrısı yapar,meniyi azaltır,zararını gidermek için üzerine süt içilmelidir.Erkekte üreme hormonlarını azaltır,kısırlığa sebep olabilir.
HAYIT MEYVESİ:Yüksek dozajda hayıt meyvesi, yüzeysel karıncalanma duygusuna yol açabilir. Gebelik sürecinde kullanılmaması herhalde doğru olur.
HİNDİBA TOHUMU:Doz aşımı zararlıdır.(Bal ve sirke içilerek zararı önlenir.)
HİNT YAĞI TOHUMU:Zehirlidir.Kullanılmaz.
HURMA:Dalağa zararlıdır.Göz ve baş ağrılarını artırır.(Sirke ile yapılmış bal şerbeti,ekşi nar suyu,kavun,karpuz,salatalık yenerek zararı önlenebilinir)
HÜNNAP:Cinsel arzuyu azaltır.
IHLAMUR:Doz aşımı cinsel arzuyu azaltır.Kalpleri tam sağlıklı olmadığı halde sık sık terleme kürleri uygulayan kişilerde kalp problemleri oluşabilir. Bunun dışında, ıhlamurun bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Ama yan etkisi yoktur diye de ölçüsüzce davranılmamalıdır. Bulantıya sebep olabilir,yemek üzerine içmek zararlıdır.
ISPANAK:Gut,romatizma,mafsal rahatsızlığı olanlar,ve hamileler fazla ıspanak yememelidir.İdrar yolları,böbrek ,hazım sistemi ve karaciğer hastaları ile şeker hastaları ıspanağı az yemelidirler.
İNCİ ÇİÇEĞİ: Doktor tavsiyesiyle kullanılan preparatların ve yukarıda önerilen dozajlardaki tentürlerin herhangi bir yan etkisi yoktur.İnci çiçeği zehirli maddeler içerir, ama bu zehirlilik öldürücü nitelikte değildir. Yine de, konuya yabancı olan kişilerin bitkiyi doğrudan kullanmamaları doğru olur.Evin içinde bulundurulması baygnlık,spazm,baş dönmesi,baş ağrısı yapar.
İNCİR:Çok yenirse vücutta çıban çıkmasına sebep olur.
İPEKA KÖKÜ:Doz aşımı ishal yapar,tansiyonu düşürür.Kalp atışlarnı hızlandırır.Mide mukozasını tahriş eder.
İT ÜZÜMÜ:Doz aşımı zehirlenme yapar.
İZLANDA DİKENİ:Ateşli hastalıklarda,mide bağırsak ülseri olanlarda kullanılamaz.

Oca 09

ACI BADEM: Günde altı adetten fazla yenirse zehirlenme yapar.
ACI KÖK: Uzun müddet kullanımlarda zehirlenmelere sebep olur.
ADAÇAYI: Fazla miktar içilirse ağızda kuruluk yapar,kabız yapıcıdır.Karaciğer iltihabı olanlar kullanmamalıdır.Anne sütünü azaltır,hamilelere zararlıdır.Yüksek tansiyonu olanların günde 1 bardaktan fazla içmeleri sakıncalıdır.Özellikler erkeklerde cinsel gücü azaltır.Adaçayı bazı bünyelerde kan basıncını yükseltici etkiye sahip olduğu için, aşırı kullanımlarda dikkatli olunması gerekir. Ama alçak kan basıncından şikayetçi olanlar, yine dikkatli olmak kaydıyla ondan yararlanabilirler. Ayrıca, mideyi zorlamamak için, fazla miktarda uçucu yağ, acı madde ve tanen içeren bitki çaylarının tüketiminde aşırıya kaçmamak doğru olur. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
ADASOĞANI:Bulantı,kusma,kollaps yapabilir,akut nefriti ve yemek borusu iltihabı olanlar kullanmamalıdır.
AHUDUDU:Albümini olanlar yememelidir.
AK ÇÖPLEME:Doz aşımı tehlikelidir,ölümle sonuçlanan zehirlenmelere sebep olabilir.
AKASYA YAPRAĞI:Doz aşımı hafifi zehirlenme yapar.
AKIRI KARHA:Çok tahriş edici olduğundan dahilen kullanılması tavsiye edilmez.Kusma ve ishal yapar.
AK KIZIL AĞAÇ:Süt emziren anneler ,emzirme müddetince kullanmamalıdır.
AK YILDIZ SOĞANI:Doz aşımı zararlıdır.
ALIÇ:Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Uzun süreli ve hatta sürekli kullanılabilir. Bağımlılık oluşturmaz.
ALTINBAŞAK:Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Önemli kalp ve böbrek hastalıklarında, kullanım için doktor onayı alınması doğru olur.
AMBER HATMİSİ:Doz aşımı karaciğeri zayıflatır.
AMBER:Çok kullanmak kana galeyan verir.
AMBERİ PARİS:Hamileler kullanamaz.
ANANAS:Hamile bayanlar meyvesini yememeli,suyunu içmemelidir.Erken doğuma veya düşüklere sebep olabilir.
ANASON:Anason uzun zaman kullanıldığında vücudu tembelleştirir.Hafif sarhoşluk ve uyku verir,uyuşukluk yapar.Ruhen ve bedenen hasta eder.Hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.Aybaşı esnasında kullanılırsa kanı artırır.,halsiz ve bitkin düşürür.bağırsak ve ciğerlere yan tesiri vardır.Çok ender olmakla birlikte, solunum yolları veya sindirim organları alerjisi görülebilir. Bu durumda çay kullanımını kesmek gerekir. Başkaca hiçbir yan etkisi yoktur.
ANDIZ OTU KÖKÜ:Doz aşımım mideye zarar verir,bulantı yapar.
ARDIÇ TOHUMU:Ardıç tohumu uzun zaman kullanılıldığındaböbrekleri tahriş eder kanamalara sebep olur.
ASLAN PENÇESİ:Hamileler kullanamaz.
ATKUYRUĞU:Ucunda sürekli spor başağı taşıyan yüksek boylu türler kesinlikle kullanılmamalıdır!
AVAKADO:Hamileler kullanamaz..
AYI ÜZÜMÜ:Doz aşımı kusturucudur.
AYNISAFA:Alerjilere çok ender rastlanır.
AYVA:Yüksek tansiyonlulara,müzmin kabızların kullanması kesinlikle sakıncalıdır,sinirlere zarar verir.Kulunç ve bağırsak ağrılarına sebep verir.
AYVADANA:Doz aşımı zehirlenme yapar.
BADEM YAĞI:Albümini olanlar kullanmamalıdır.
BADEM;FINDIK;CEVİZ:Albümini olanlar kullanmamalıdır.
BALDIRAN :Şiddetli zehirlidir.
BALIKOTU:Şiddetli zehirlidir.
BANOTU:Zehirli ve öldürücüdür.Baş dönmesi,sarhoşluk,göz bebeklerin büyümesi gibi sonuçlar ortaya çıkartır.
BAYIR TURPU:Doz aşımı salya bezlerini iltihaplandırır,zehilenmelere sebebiyet verir.
BENEKLİ YILAN YASTIĞI:Taze bitki zehirlidir.
BİBER:Fazla yenildiğinde mide ve böbrek iltihabı,mide bulantısı,halsizlik,karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları,kusma ve ishal yapar.Damar sertliği,yüksek tansiyon,egzema,üremi,sistit,basur,varis ve gastritli hastalara yasak.
BİBERİYE:Önerilen dozajlar aşılmadıkça, bilinen bir yan etkisi yoktur. Ama eterli yağların içten kullanılması doğru değildir. Bitki çayı kan basıncını hafifçe yükseltebilir. Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur
BİTOTU TOHUMU:Şiddetli zehirlidir.
BOSTAN KARANFİLİ:Uzun zaman kullanıldığında meni azaltır,karaciğere zarar verir.
BOYACI KATIR TIRNAĞI:Doz aşımı kusma ve ishalle beliren zehirlenmeler yapar.
BOYNUZLU GELİNCİK:Çocuklarda kullanışı tehlikelidir.
BURÇAK:Doz aşımı ve uzun müddet kullanmak felce sebep olur.Hamileler kullanamaz.
BÜYÜK HİNDİSTAN CEVİZİ:Fazla miktarda yemek zararlıdır.Karaciğeri yorar,kalbe ağırlık verir.Karaciğer hastaları ve damar sertliği olanlar kullanmamalıdır.Zararını önlemek için bal veya şeker kullanılabilinir..
ÇAKŞIR:Hamileler kullanamaz.
CENTİYANE:Aşırı doz kusturucudur.Hazmı zordur,hamileler kullanamaz.
CEVİZYAPRAĞI:İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
CEZAYİR MENEKŞESİ:Önerilen dozajlara uyulduğunda herhangi bir yan etkisi yoktur. Gebelik sürecinde kullanılmamalıdır.
TROPİKAL CEZAYİR MENEKŞESİ:Bitki ve preparatları ancak doktor kontrolünde kullanılmalıdır
CİVANPERÇEMİ:Aşırı doz kabızlığa sebebiyet verebilir,Bazı duyarlı kişilerde alerjik tepkilere yol açabilir. Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
ÇALAPA:Hamilelerin,süt emziren annelerin,bağırsak hastalarının kullanması yasak.
ÇAM:Böbrek hastaları kullanamaz.
ÇAYIR SEDEFİ:Bitki tümüyle zehirlidir.
ÇEMEN:Hamileler kullanamaz.
ÇOBANÇANTASI:Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur
ÇÖPLEME:Doz aşımı öldürücü zehirlenmelere sebep olur.
ÇÖREKOTU: Hamileler kullanamaz.
DAFNE AĞACI KABUĞU:Doz aşımı tehlikeli zehilenmelere sebep olur.Dahilen kullanılamaz.Meyvelerinden 12 adedi bir insanı öldürmeye yeterlidir.
DAMİANA:Önerilen dozajların ve tedavi sürelerinin dışına çıkılmadığında, herhangi bir yan etkisi yoktur. Bazı kişilerde hafif müshil etkisi görülebilir.
DEFNE:Hamileler kullanamaz.Doz aşımı sakıncalıdır.
DENİZ ÜZÜMÜ:Anjina pektoris, glokom, yüksek kan basıncı, prostat büyümesi ve hiperaktif tiroit bezi durumlarında kullanılmamalıdır. Bazı kişilerde baş ağrısı, kas titremesi ve uykusuzluk gibi yan etkiler görülebilir. Önerilen dozajlara uymak gerekir.
DEREOTU:Hamileler kullanamaz.Doz aşımı göze zararlıdır.,meniyi kurutur,cilsel arzuyu azaltır.
DİŞOTU TOHUMU:Doz aşımı iştahsızlık,bulantı ve kusma yapar.
DUVAR SARMAŞIĞI:Yaprak ve meyveleri zehirlidir,sindirim sistemi bozukluğu ve kanlı ishal yapar.

Oca 09
1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.
5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.’deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.’de organ tahribatına yol açar.
7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.
8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.
9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.
10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:
a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg’in aminosu veya deniz tuzudur.
b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.
d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C’de yok olurlar.
e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.

12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.
13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.
14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA’lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.
15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.
16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.

JOHN HOPKINS HASTANESİ’NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ
1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.
2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.
3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.
4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadı r. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metndeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.
Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.
Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarını n plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.
Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.

Oca 09

Haliyle panik halindesiniz…“Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.
Şöyle…
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya… Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya… İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse…
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz… Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli… Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran… İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef… Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için… İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye… İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız… Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun… Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun… Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi… Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun… Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?
Çin’den bal getiriyorlar mesela… Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan… İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum… Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz…Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

Oca 09
Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.
Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.
20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.
Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.
Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya *sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonları n gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)

2. “Hands-off-the- face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanı z listerin kullanınız). H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

Oca 09

Geçen hafta satın aldığım X marka parfümün kutusunda “contains oxybenzone” ifadesi dikkatimi çekti. Oksibenzon içerik hakkında bir araştırma yaptığımda özellikle güneş kremleri ve kozmetiklerde kullanılmakta olduğunu öğrendim.

Oksibenzon (diğer adı Benzophenone-3) genellikle güneş kremleri ve kozmetiklerde kullanılan bir çeşit organik bileşenmiş. UVB ve UVA ışınlarını emdiği için tercih ediliyormuş. Fakat Benzophenone denen bileşenden türetilen oksibenzon cildin altında emilip DNA’ya zarar vererek cilt kanserine neden olabiliyor. 1993 yılından beri oksibenzonun zararlarına dair araştırmalar yapılmış ve halen yapılıyor. Şu an Avrupa’da %0.5’in üzerinde içeren ürünlere “Oksibenzon İçerir” uyarısı konuluyormuş.

Anladığım kadarıyla Oksibenzon’un işlevi ultraviyole ışınları cildin yüzeyinde filtrelemekmiş, bunu da ışığı ısıya dönüştürerek yapıyormuş. Aynı anda cilt tarafından da emiliyor. Yani aslında UV ışınlarını yok etmiyor, ısıya dönüşmüş ışınlar cildin üst tabakalarında hücrelere zarar verebiliyor.Bu da melanoma denilen cilt kanseri türüne sebep oluyormuş.

Melanoma gibi en tehlikeli ve ölümcül olan cilt kanseri türüne sebep olabildiği için birçok ülkede kullanımı yasak olan bu maddenin X MARKA PARFÜMÜN içeriğinde ne amaçla kullanıldığını öğrenmek istedim ve firmaya yazdım.Gelen cevabı sizlerle de paylaşacağım.

Parfümü güneşten korunmak amaçlı satın almıyoruz.O zaman bu maddenin parfümdeki işlevi nedir, merak ediyorum.

Ürünü mümkünse iade etmek istediğimi firma yetkililerine bildirdim, cevap bekliyorum.

Lütfen satın aldığımız her ürünün içeriğini dikkatle inceleyelim.

Sağlıklı günler dilerim.